* T.C.
Cumhurbaşkanlığı forsundaki 16 yıldız; Tarihteki 16 büyük Türk
İmparatorluğunu,
ortadaki güneş ise Türkiye Cumhuriyeti Devletini simgeler.
HAZAR İMPARATORLUĞU Hazar Hakanlığının Kurulması
Hazar tarihinin gerçek hakanlık devresi 630'dan itibaren başlamaktadır. Bu
tarihte Orta Asya'da Gök-Türk hakanlığının Çin hakimiyetini tanıyarak bir
fetret devresine girmesi üzerine, kendi topraklarında kendi başlarına
idareler kurmağa girişen birçok Türk topluluklarında görüldüğü gibi,
Hazarlar da, müstakil hakanlık olarak devletlerini geliştirdiler. Başarı
için gerekli siyasî ve iktisadî şartlar mevcut bulunuyordu.
Hazar Devletinin Gelişmesi
İslam hilafet imparatorluğunun en kuvvetli
devirlerinde Arap ordularına karşı gösterilen bu çetin mukavemet Hazar
devletinin kudretini bir kere daha ortaya koyar. Hakikaten 8.-9. asırlarda
hakanlık, îslam müelliflerinin ifadelerinden de anlaşıldığı üzere, Çin ve
Bizans ile denk ayarda olmak üzere, Doğu Avrupa'nın en büyük siyasî
teşekkülü durumunda idi. Sınırları bilhassa batı ve kuzey yönünde
genişlemiş, Kuzey Kafkaslar'da "Serîr" ülkesi "Avarlar", Alanlar, On-ogurlar
ve Kafkaslar'ın dağlı kavimleri, Kırım'da Gotlar, İtil Bulgarları, Volga
civarında Fin-Ugor Burtas'lar ve başka çeşitli Fin kolları, Desna ırmağı ile
orta Dnyeper çevresindeki İslav kütlelerinden Radimiçler, Vyatiçler,
Severianlar, Polianlar vb., Kuban havalisindeki Macarlar ve Kiyef ile
dolayları, hakanlığın idaresine girmişlerdi. Böylece, 9. asır sonlarına ait
bir kaynakta (Eldad ha-Dani) hakanı "25 kral"ın başında olduğu söylenen
Hazarlara bu siyasî gücü sağlayan başlıca imkanlardan biri, hakanlığın,
coğrafî mevkii itibariyle Ortaçağ'ların belki en canlı ticarî faaliyet
bölgesinin merkezinde yer almış olması idi. Hazar ülkesine İskandinavya'dan,
Volga ve Kama boylarından bilhassa kürkler (samur, kakım, sansar, zerduva,
tilki vb.) ve diğer ticarî mallar (balmumu,tutkal), Çin'den ve Türkistan'dan
ipek ve kumaşlar, Bizans'tan türlü sanat ve süs eşyası geliyor, İtil ve
başka Hazar şehirlerinde pazarlanıyor, bu çeşitli ve zengin emtia Orta
Asya-Doğu Avrupa-Yakın-doğu kıtaları arasında bir yandan diğer yana akıyordu
Hazar hakanlığı, devlete yüksek gelir sağlama bakımından bu büyük ticarî
faaliyeti teşkilatlandırıp emniyet ve kontrol altına almak suretiyle en iyi
şekilde değerlendiren bir siyasî birlik olarak Türk devletleri arasında
seçkin bir yere sahip olmuştur.
Hazar Devleti’nin Yıkılışı
Hazar hakanlığı 10. yüzyılın ortalarından
itibaren gücünü kaybetmeğe başladı. Bu, tabiat'ıyle daha önceki tarihlerde
beliren sosyal huzursuzlukların sonucu idi. Ordu, Hazar unsurunun daha çok
ticarî işlere kayması dolayısiyle-ücretli asker sayısının gittikçe artması
yüzünden, yavaş yavaş millîliğini kaybederek yabancılaşıyordu. Daha 8. asır
ortalarında ücretlilerin mühim bir kısmını Harezm ve civarından gelen
müslümanlar teşkil ediyordu. Memlekette dil ve din birliğinin bulunmaması,
Hazar topluluğunun dağılmasını kolaylaştıran amillerden olmuş; ordunun
kuvvetten düşmesi neticesinde ticarî emniyetin sarsılması ekonomik dengeyi
bozmuş; Peçeneklerin ülkeye yayılmaları, belki büyük karışıklık yılları
olarak bilinen 854'lerde Kabarların, daha sonra Macarların ve ihtimal
Kalizlerle Bulgar İskit'lerin yurttan ayrılmaları hakanlığı büsbütün zaafa
uğratmıştı. İslavlar durumdan faydalandılar. Ticaret örtüsü altında etrafta
saldırgan hareketlere giriştiler. Hazar sahillerindeki kasabaları
yağmalıyor, tahrip ediyor, ahaliyi öldürüyorlardı (bilhassa 910, 913, 943
yıllarında). Vaktiyle hakanlık gemilerinin huzur içinde dolaştığı deniz ve
nehir yollarında emniyet kalmadı. Hazar hükümet makamlarının kanunsuzluklara
engel olmağa çalışmaları İslavları büsbütün azdırdı. Nihayet Kiyef Rus
prensi Svyatoslav, Türk tarzında kurup donattığı kalabalık kara ve nehir
kuvvetleri ile her cihetçe borçlu bulunduğu efendilerini mağlüp, başkenti
zapt ve diğer şehirleri tahrip etti (965). Yakınında 12. asırda "Saksın"
şehrinin kurulduğu eski başkent İtil şehri, el-Bîrünî zamanında (1048) bile
harabe halinde idi... Hazarlar dağıldılar. Tamatarhan’a, Kırım'a doğru
çekilenler topluluk hayatını devam ettirmeğe çalıştılar. Kafkaslarda yaşayan
Karaçayların Hazarlarla akrabalığı ileri sürülmektedir. Bugün Hazarların
hatıralarından biri Hazar Denizi'nin adıdır.